Kamuda Tüm Sözleşmeli Memurlara Kadro Verilmesi TBMM’de

Kamuda Tüm Sözleşmeli Memurlara Kadro Verilmesi TBMM’de

657 DMK’da değişiklik TBMM’de. Teklif ile tüm sözleşmeli memurlara kadro verilmesi isteniyor. İşte detaylar ve sözleşmeli memurlara kadro süreci.

Devlet Memurları Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Teklif ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğine haiz her türlü kurumda bulunan sözleşmeli kadroların belirli istisnalar haricinde kaldırılması ve mevcut sözleşmeli olarak çalışanların talepleri halinde memur kadrolarına atanmaları öngörülmektedir.

4bmemur.jpg

Kanun teklifi TBMM’de

Tüm kurumlardaki sözleşmeli memurlara kadro verilmesi Plan ve Bütçe Komisyonu ile Tali Komisyon Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına 21 Ekim itibarıyla geldi.

Kamuda 500 binden fazla sözleşmeli personel var

Türkiye’de kamu personel rejiminin en önemli sorunlarından birisi farklı statülerde kamu görevlilerinin bulunmasıdır. Özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında devlet memurlarının yanı sıra sözleşmeli personel olarak tanımlanan personelin de bulunması, statü hukuku açısından olduğu kadar kamu yönetimi açısından da birçok sorunu beraberinde getirmektedir.

memur4b.jpg

Sözleşmeli personel istihdamı, istisnaî bir model olarak ortaya çıkmış ancak zamanla bu durum göz ardı edilerek ve mevzuata aykırı olarak kadrolu memur istihdamının yerine ikame edilmeye başlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (2021) verilerine göre; 3.487.629 kamu görevlisinin 523.047’si sözleşmeli personeldir.

Esasen sözleşmeli personel statüsünün statü hukukuna girmesinin temelinde, kamu tarafından istihdam edilme beklentisi ve hedefi olmayan ihtisas sahibi kişilerin kamu görevlisi statüsünün ürettiği sınırlamalara ve yasaklara tabi olmaksızın kamu hizmeti üretebilmesine imkân sağlama hedefi telaffuz edilmiştir. Ancak, bu statünün ortaya çıkışında devlet memurlarının anayasal ve yasal güvencelerinin ortadan kaldırılmasına, devlete değil, mevcut siyasi iktidarlarla uyum içinde çalışabilecek bir kategori yaratma hedefi bulunmaktaydı.

memurlar.jpg

Sözleşmeli memur alım amacından çıkarak asli istihdama dönüştü

Bir istisnaî istihdam biçimi olarak tasarlanan ve uzun yıllar o amaçla uygulanan kamuda sözleşmeli personel istihdamının amacından saparak asli istihdam biçimi halini alması kamu görevlileri arasında doğurduğu ayrımcılıklar nedeniyle tepki görmektedir.

Gelinen noktada sözleşmeli personel istihdamı çok çeşitli ve çok katmanlı sorunlara neden olmakta, kamu yönetimi ve hizmeti ile kamu personel sistemine dönük riskler ve yüksek düzeyde insani, idari ve sosyal maliyet üretmektedir. Hem kişisel hem de kitlesel hoşnutsuzluk ile çok katmanlı ve karmaşık sorunlara neden olan sözleşmeli personel istihdamı, çözüme kavuşturulması ertelenemez bir mesele haline gelmiştir.

Sözleşmeli personel ikincil statüde çalışıyor

İstisnaî istihdam modeli olmaktan çıkıp genel istihdam modeline dönüşmesiyle çok büyük kitleye ulaşan sözleşmeli personelin mali, özlük ve sosyal hakları bakımından ikincil bir personel statüsü oluşturduğu, bir ayrımcılığa neden olduğu, statü hukukuna dayalı kamu görevlisi sisteminde büyük delikler açtığı, bu durumun statü hukukuna ve statü hukukunun dayandığı anayasal ilkelere ters düştüğü ortadadır. 

Sözleşmeli personel modelinin ortaya çıkışındaki tâlî ve istisnaî niteliğinden uzaklaşarak asli nitelik kazanması; kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar eliyle görüleceğini ifade eden Anayasanın 128’inci maddesi ile 129. maddesi açısından memurun güvencelerinin kaldırılmasına neden olan bir personel rejimi halini aldığını da söylemek mümkündür. Sözleşmeli istihdam, statü hukukuna dayalı genel kamu personel rejimiyle çelişmekte, hukuk devleti prensibiyle de çatışmaktadır.

Tek tip bir sözleşme olmaması nedeniyle sözleşmeli personelin mali, sosyal ve özlük hakları çalıştıkları birim, kurum ve kuruluşlara göre çeşitlilik/farklılık arz etmektedir.

Dolayısıyla bu farklılıklar, kurumlar arası geçiş taleplerini artırmakta, sözleşmeli personelin KPSS yoluyla kadroya geçme çabalarına gerekçe oluşturmakta, kurumlarda iş barışına tehdit riski oluşturmakta ve verimliliği düşürmekte, personel sirkülasyonundaki yoğunluk nedeniyle personel açıkları meydana gelmekte, kurumsal aidiyet ve kurumun hizmet alanı odaklı ehliyet yönüyle telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet vermektedir. Özlük hakları noktasında ise sözleşmeli personelin bir kısmı, mülga edilen emekli sandığına tabi tutulurken bir kısmı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında değerlendirilmediği gibi görevde yükselme, unvan değişikliği hakları da sağlanmamaktadır.

Sosyal, refah ve hukuk devleti anlayışının benimsendiği bir sistemde, istihdam politikasının kadrolu ve güvenceli istihdam dışında farklı statülere evrilmesi; liyakat, kariyer, iş güvencesi, statü hukuku ve memurluk güvencesi gibi temel kavramlar üzerine oturmuş olan memur statüsünü zayıflatmakta hatta ortadan kaldırmaktadır.

Memur ve sözleşmeli personel ayrımı çerçevesinde kamu personel rejimini zedeleyen ve önemli sorunlara yol açan uygulamaların terk edilerek liyakat sistemine dayalı, şeffaf ve hesap verebilir, güvenceli bir personel sisteminin kurulması gerektiği aşikardır.

Bu çerçevede ilk aşamada memur ve sözleşmeli personel farklılaşması gibi memur güvencesini zedeleyen sistemin kaldırılması ve özlük hakları açısından ayrımların kaldırılması amacıyla hazırlanan bu kanun teklifi ile kamu kurum ve kuruluşlarında ve yerel yönetimlerde sözleşmeli personel olarak çalışan kamu görevlilerinin talepleri halinde memur kadrolarına kurumlarınca atamaların yapılması ve buna ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amaçlanmıştır.

Kaynak:isilanlarikariyer.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.